Yeterince Tanınmayan Bir Manzum Tarihçi ve Şair: Şükrî-i Kürdistanî
Şükrî-i Kürdistanî adı, ilk kez Fuat Köprülü'nün şu değinmesinde dikkatimi çekmişti: "XVI। asırda, bir aralık, Türkçe deyince Çağatay Türkçesi, yani Nevaî lisanı anlaşılırdı: Altı dilde gazel söylemekle iftihar eden Kürd Şükrü'nün, Sultan Selim'e takdim ettiği Fabriye'sinde 'Türki derse revan Nevaî gibi' demesi de bundan dolayıdır." (12)
Mevlana gibi bazı büyük şahsiyetlerin dört dilde şiir yazdığını daha önce okumuştuk। 13. Yüzyılın kültür harmanı içinde bu anlaşılabilir birşeydi, ancak l6. yüzyılda bir şairin altı dilde gazel yazması büyük bir olaydı.
Ayrıca onun "Türk ilen Türk ü Kürd ilen Kürdem/ Evde koyun u yabanda bir kurdam" söyleyişi dikkatimi çekmişti.
Bu ilgi üzerine araştırmamı yoğunlaştırmış ve eski Tezkire ve Ansiklopedi türü eserlerde şaire ilişkin şu bilgilere ulaşmıştım:
Latifi Tezkiresi'nde:
"Şükrî: Kürdistan'dandır। Yöresinde tanınmış bir şair olup pek çok konuda usta biriydi. Ama şiirleri renksiz ve hayalleri ancak sade sözdü. Bu matla onundur.
Matla:
Ağlamaktan gözlerim yaşını pür-hûn eyledinBirini ayn-ı Aras birini Ceyhun eyledin.
(Senin yüzünden ağlamaktan gözlerim kan doldu,Birisini Aras birini de Ceyhun gözesi eyledin)
Padişahımızın fetihleriyle ilgili olarak yalın bir dil ve güzel beyitlerle bir kitap yazmış, cömert kişilerin kendisiyle övündüğü merhum İbrahim Paşa vasıtasıyla Sultana sunmuş, karşılık olarak da yirmibin akçe caize almıştı। Böylece o değer sahibi vezirin yüce himmetleri eseriyle kadre ermiş idi. Aynca ulu timarla birlikte yukarıki miktar kadar merhum Paşa da bağışta bulunup, adı geçeni ihsan denizine ve lütuf okyanusuna boğmuştu." (Sadeleştirerek verdiğimiz metnin devamında Şükrî'nin manzım-tarihini Padişaha ileten ve kendisine bağışta bulunan Makbul ve Maktul İbrahim Paşa'nın maziyetleri övülmektedir.) (13)
Kınalızade Hasan Çelebi Tezkiresi'nde:
"Kürdistan'dandır. Merhum Sultan Süleyman'ın fetihlerini nazmetmiştir. Kürd nazmının ne değerde olduğu, doğru yolu bulup o yolda yürüyenlerin bildiği birşeydir. Bu beyt onundur:
Ağlamakdan gözlerüm yaşım pür-hûn eyledin Birini ayn-ı Aras birini Ceyhun eyledin। " (14)
Aşık Çelebi Tezkiresi'nde:
"Kürd Şukri, altı dilde gazel söylemekle övünür। Sultan Selim'e takdim ettiği Fahriye' si vardır. " (15)
Künhü'l-Ahbar'm Tezkire kısmında: "Şükrî, Kürd toprağındandır। Mısır fatihi merhum Sultan Selim'in saltanat döneminde onun yönetimine ve korumasına girdi. Aşağıdaki şiirle durumunu ortaya koydu :
Bende Şükrî ki şimdi ma'zulumPadişaha kemine bir kulumBende vardur kemal u fazl u hüner Birkaç er padişaha guş tutarGörmüşem ben hadis u tefsiri Bilmişem ilm-i fikh u ta'biriİlm-i ma'kulu görmüşem ma'kulİlm-i menkuli görmüşem menkul Şairiem işte ortalıkda sözüm Altı dilde gazel dirin ben özüm Türki dirin revan Nevaî gibiFarisîde heman Benayi gibiArabi söylerim veli Kürdüm Aybsuz Tanrıdur bu derhordum Ermeni dilini kemalince Bilirüm Hindi dahi halümce(....)Türk ile Türk Kürd ile Kürdem Evde koyun yabanda bir kurdam Çaların gönlüm olsa tanburu Severin hub yüzlü manzuru(...)Bulmadum ilmden bugün behreOlmışam şimdi şi'r ile şöhre(...)Monla Şükrîrnin bu manzumesi hayli vardur। . . ( 16)
Kamusü'l-A'lam'da:
"ŞükrîBey, Kürd olup Sultan I. Selim'in fetihlerini nazm etmiştir. Şu beyt onundur:
Ağlamakdan gözlerim yaşını pürhun eyledin Birini ayn-ı Aras birini Ceyhun eyledin " (17)
Keşfü'z-Zünûn'da:
"Kürd ulemasından Şükrî Bey tarafından Fütuhat-ı Selimiye nazmen inşa edilmiştir। " (18)
"Kürd ulemasından Şükrî Bey tarafından Fütuhat-ı Selimiye nazmen inşa edilmiştir। " (18)
Sicill-i Osmani'de:
"Şükrî Bey, Kürd ümerasındandır। I. Sultan Süleyman Han hazretleriyle Belgrad ve İran seferlerinde bulunmuştur. O asırda bu dünyadan göçtü. Şairlerden olup Fütuhat-ı Selimiye' yi nazmen telif eylemiştir. " (19)
Osmanlı Müellifleri' nde:
"Şükrî-i Bidlisî; Sultan Birinci Selim'in nedimlerinden, muhtelif ilimleri bilen ve yedi lisana vakıf bir zattır। Manzum Selimname ve saire gibi eserlerin müellifidir. Oğlu Molla Şihabi'nin manzum Yemen Tarihi vardır. Selimname, 1037 (1627) tarihinde Çevri tarafindan zamanın şiir üslubuna uygun bir şekilde süzülerek ayrıca nazma geçirilmiştir. Her iki nüsha Millet Kütüphanesi'nde vardır. " (20)
Hediyyetü'l-Arifin'de:
"Şükrü Bey, Kürtler'in ileri gelenlerindendir। Kanuni Sultan Süleyman'ın muhafız subaylanndandır. Eserleri:
1-Futuhat-ı Selimiye,
2-Tarihe ait manzumeler। " (21)
Bazı Kürt kimlikli biyografik yayınlarda şair hakkında bilgi verilmezken, Şerefxan-ı Bidlisî' nin Şerefname' si ile Baba Merdux-u Ruhanî'nin Tarih-i Meşahir-i Kurd 'unda şu bilgiler verilir:
Şerefname'de:
"Şair Şükrî, başlangıçta Türkmen beylerinin hizmetindeydi; sonra Bidlis hükümdarı Şeref Han'ın hizmetine girdi। Bundan sonra durumu değişti ve sonunda Sultan Selim Han'ın has meclisine girerek onun önde gelen nedimlerinden biri durumuna geldi. Bu yüzden, Türk Şairleri Tezkires'nin yazan Latifî-i Rumî, kendisini tezkiresinde anlatmıştir. Bu şair, Sultan Selim zamanındaki olayları üstün bir nazımla yazmış ve hazırladığı çok güzel esere de Selimname adını koymuştur. O da yine Bidlisli'dir. " (22)
Tarih-i Meşaahir-i Kurd'da: "Şükrî-i Bidlisî, Bidlisli'dir। Alim, edip, kuvvetli bir şair ve tarihi bilen büyük bir zattır. Başlangıçta Bitlis Hakimi Şerefhan'ın hizmetinde iken sonra şairlerin yolunu takip ederek daha yüksek bir hizmette bulunması için Osmanlı Selim Han'ın hizmetine gitmiştir. Şükrî Bey, 1520 yılında vefat eden Selim Han'ın fetihlerine dair Fütuhat-ı Selimiye adında bir manzum eser bırakmıştır. " (23)
Şükrî-i Bidlisî hakkında, gerek doğrudan gerekse özel bir tarih türü olan Selimnameler dolayısıyla Meydan larousse, Ana Britannica, Yurt Ansiklopedisi, Tezkirelere Göre Divan Edebiyatı İsimler Sözlüğü, Türk Edebiyatı Ansiklopedisi ve Yaşamları ve yapıtlarıyla Osmanlılar Ansiklopedisi gibi yayınlarda da birbirine benzer kimi bilgiler verilmektedir। (24), (25)
Satırbaşlarıyla Yaşam Özeti
1- Kaynaklarda kendisinden Mevlana Şükrî ve Mevlana Aşık gibi isimlerle de sözedilen Şükrî-i Kürdistanî veya Şükrî-i Bidlisî' nin yaşamı hakkında yeterli bilgi bulunmamaktadır।
2- 15. yüzyılın ikinci yarısı ile 16. yüzyılın ilk yarısında yaşadığı anlaşılmakladır.
3- İlköğrenimini, bugün kendi adıyla anılan Şükrîye Medresesi'nde tamamlamış, ayrıca genç yaşta Gilan ve Herat'da eğitimine devam etmiştir.
4- Kendisini yetiştirmesi sonucu 7 dil bildiği ve Türkçe, Farsça, Arapça, Ermenice, Kürtçe ve Hintçe şiirler yazdığı bilinmektedir.
5- Önce IV. Bidlis Emiri Şerif'in hizmetine girmiş, Yavuz Selim'in tahta çıkışı dolayısıyla İstanbul'a giderek, Padişaha bir kaside takdim etmiş ve onun özel meclisine girmiştir.
6- Yavuz tarafından, yarı müstakil olarak Dulkadırlı Türkmen beyliğine tayin edilmiş olan Şehsuvaroğlu Ali Bey'in hizmetine girmiş ve Ali Bey'e hocalık yapmıştır. (25) Kendisi eserinde kadılık ve müderrislik yaptığını belirtmektedir.
7- Bugün elimizdeki en önemli eseri olan Selimname' sini 1521'de tamamlamış, ancak daha sonra yeniden gözden geçirerek 1530'da Veziriazam İbrahim Paşa aracılığıyla dönemin padişahı Kanuni Sultan Süleyman'a takdim ederek, her ikisinden de ödüller almıştır. Eser, geniş bir girişten sonra Yavuz'un Trabzon valiliği ile başlar ve Kanuni'nin tahta çıkmasıyla son bulur.
8- Kaynaklar onun, Yavuz'un 1514'deki İran seferiyle, Kanuni'nin 1521'deki Belgrad ve 1522'deki Rodos seferine de katıldığını bildirirler. (27)
9- Eser, Yavuz Sultan konusunda çok önemli bir özel tarih olmasının yanında, o zamanki Kürdistan coğrafyası ve yerleşim merkezleri açısından da önemli bir kaynak durumundadır.
10- Öneminden dolayı eser, 1620'de Çerkezler katibi Yusuf tarafından nesre çevrildiği gibi, Azmizade Mustafa (öl. 1622) ve 1627'de şair Çevri tarafından yeniden düzenlenir.
11- Kayseri valiliği döneminde kendisini doğrudan tanıyan tarihçi Ali, kendisine bir de Kanuni Süleyman'ın yaşamını ve saltanat yıllarını anlatan bir Süleymanname yazması emrolunduğunu, fakat bunu yazmaya fırsat bulamadan öldüğünü kaydeder।
Bir Özel Tarih Türü Olarak
Selimnameler
Selimname, divan edebiyatında Yavuz Selim'in saltanatını ve dönemindeki olayları konu alan manzum ya da düzyazı yapıtların genel adıdır. Daha açık söyleyişiyle "Yavuz Sultan Selim'in Trabzon valiliğinden (1509) başlayarak, önce Gürcülerle, sonra da babası ve kardeşleriyle savaşımlarından, tahta geçip Safevi ve Memluklularla giriştiği savaşlardan söz eden yapıtların genel adı". (28)
Manzum ve mensur Selimnameler, aynca divan edebiyatında gazavatname türüne girmektedir. (29)
Divan edebiyatında, üçü de Bitlisli olan Şükrî, İdris ve oğlu Ebul-Fazl Mehmed'ın Selimnameleri dışında şu yazarların da aynı türden eserleri bulunuyor: İshak Çelebi, Keşfî, Kemalpaşazade, Celalzade Mustafa Celebi, Muhyî, Şirî, Sücudî ve Hoca Saadeddin. Bunlara, birkaç Farsça ve Arapça eser daha eklemek mümkün.
Konuya ilişkin önemli bir çalışma yapan tarihçi M. C. Şehabeddin Tekindağ, bu eserlerin önemini şöyle vurgulamaktadır:
"Bilhassa, Selim devrini idrak edip onunla birlikte seferlere katılan müelliflerin kaleme aldıkları Selimnameler, Yavuz Sultan Selim'in medhi ile ilgili manzum kısımları istisna edilecek olursa, gayet mevsuk tarihi ve edebi eserler olup, bu devir olaylarının tesbitine ışık tutmaktadırlar. " (30)
Şükrî-i Bidlisî'nın tümüyle manzum yani şiirsel Selimnamesi, doğrudan gözleme dayandığı için ayrıca önem taşımaktadır. Bu özelliğinden dolayı sonraki tarihçilerce de kaynak olarak kullanılmıştır. Eserin, başta Topkapı Sarayı Kütüphanesi ve Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi olmak üzere Türkiye kütüphanelerinde çeşitli nüshaları bulunduğu gibi; Londra, Viyana, Upsala ve Marburg Kütüphanelerinde de birer nüshası bulunuyor.
Eserin bir yazma nüshası da özel kitaplığında bulunan A. S. Levend, Şükrî'nin eserini şöyle özetler: "Şair, kitabın başında Sultan Süleyman'ı övdükten sonra, birgün Şehsuvaroğlu Ali Bey'in Sultan Selim'den hayranlıkla bahsederek, kendisine bir Selim-name yazmasını tavsiye ettiğini, bu şevkle eserini kaleme aldığını anlatır. Eserin sonunda da, bildiği ilimleri birer birer sayarak altı dilde gazel söylediğini, türlü hüneri olduğunu yazar. Nihayet padişahın lutfuna sığındığını bildirir. " (31)
Şükrî'nin eserinden ve diğer kimi kaynaklardan yola çıkan Tekindağ, eserin oluşumuna biraz daha detay katar:
"Mahalli beylerden biri bulunan Şûkrî-i Bidlisî, Selimname'sinin sonunda belirttiği gibi, daha gençliğinde Herat ve Gîlan'ı dolaşmış ve hemen her fende tahsilini tamamladıktan sonra son Dulkadırlı Beyi Şehsuvaroğlu Ali Bey'e intisap etmiş ve Yavuz Sultan Selim'in İran ve Mısır seferlerine katılarak büyük yararlıklarda bulunan bu Dulkadırlı Beyinin teşviki ve verdiği şifahi bilgilere istinaden mesnevi tarzında manzum bir Selim-name kaleme almıştır. Bununla beraber, Şehsuvaroğlu Ali Bey'in Ferhad Paşa tarafından Artuk-abad'da öldürülmesi üzerine, yerine getirilen Haliloğlu Koçi Bey'e kapılanan Şükrî, Selimname'sini onun bildirdiklerine göre de tashih edip yeni bir revizyona tabi tutmuş görünmektedir. " (32)
Babinger (33) ve Flügel (34) gibi batılı bilimadamları eserin tarihi değerı üzerinde dururken; HJansky eserin hem tarihi değerine hem dil özelliklerine dikkat çeker: 'SuItan Selim'e teşriki mesai halindeki Şükrî'nin manzum şekilde yazdığı Selimname, tarihi bilgi açısından çok zengindir ve birinci derecede bir kaynaktır. Bununla kalmayıp, aynı zamanda bir dil abidesidir. Bu eser, Rumeli, Anadolu, Azerbaycan yanında Doğu Türkçesi unsurları da ihtiva eder. Eserin dilinin çok hassas bir şekilde incelenmesi gerekir. "(35)
Jansky'nin öğrencisi A. Steidl de, Viyana'daki nüshayı esas alarak eser üzerine bir doktora çalışması yapar. (36)
Selimname' nin daha önce bir master çalışmasına da konu olan dil özelliklerini bir yana bırakıp, özellikle Kürt coğrafyası açısından önemine değinmek istiyoruz. (37)
Selimname ve Kürt Coğrafyası
Selimname'nin Kürt coğrafyası ve yerleşim birimleri açısından önemi, konuya ilişkin özel araştırma yapanların hemen dikkatini çeken hususlardan biridir.
Esere ilişkin özel bir çalışma yapan M. Argunşah, şu vurguyu yapmaktadır:
"Selim-name, Doğu Anadolu bölgesinin devir coğrafyası ve yerleşim merkezleri için bir atlas durumundadır. Selim'in seferleri dolayısıyla konup göçtüğü bütün yer isimleri küçük teferruatlarına kadar verilmiştir. " (38)
Eserin bu özelliğini, araştırmacı Ahmet Uğur da vurgulamaktadır: "Şükrî'nin eseri, daha önceki Selim-namelerde eksik olan detaylara sahiptir. Seferde konulan yerler ve şahıslar hakkında, eşsiz bir kaynaktır. Doğulu olması nedeniyle, Yavuz'un Iran seferinde sanki bir atlastır. En küçük yerleri ve detayları vermektedir. Hemşehrisi İdris'te bu yoktur. (39)
Yukardaki iki alıntıda da vurgulandığı gibi, Selîmname, gerek yazarının Kürt olması, gerekse olayların çoğunun Kürt coğrafyasında geçmesi dolayısıyla yer ve şahıs adları bazında Kürtler'e ilişkin zengin motifler barındırmaktadır ve bu özellikleri başlı başına bir inceleme konusudur. Gerçekten eserde Kürt, Türk, Ermeni, Gürcü, Çerkes, Pers, Arap halkları konusunda sayısız yerde vurgu yapılırken, salt Kürt coğrafyasında birçok yerde şu yer adlarıyla karşılaşırız: Amid, Anatolı, Aras, Ayıntab, Azerbaycan, Bayburt, Bidlis, Çaldıran, Çemişgezek, Dımışk, Dicle, Diyarbekir, Elbistan, Eleşkird, Erzincan, Erzurum, Fırat, Göksun, Herat, Horasan, Kemah, Kelkit, Malatya, Maraş, Mardin, Musul, Palu, Pınarbaşı, Sivas vb. Bir de başta Kızılbaş, 9 Şah İsmail ve Haydar (Hz. Ali) olmak üzere çeşitli dinsel kavramlar.
Ancak biz, çok ayrıntıya girmeden daha önce değinmediğimiz doğrudan Kürt motifli beytlerden birkaç örnek vermekle yetineceğiz:
Amid ü Mardin ü Kürdistan eri Cem olur bir Hinde gel disem beri.....Kim meni Ekrad u Bayındır tamam Saldılar af içün ey ferhunde-nam.....Bir gün anda tac-dar itti kararGeldi Ekrad'un beyinden bir suvar Hacı Rüstem nam bir efsürde pîrŞark şahının sülukinden habîr Erdebil Oğlu'na ta gayet enisSürha-ser içinde Ekradra reis.....Kürd Halid geldi ol menzilde faşGeldi ol asi veli kestûrdü baş.....Pir Hüseyin Beg bendesine la-muhalVirdi ihsan itdi ol ferhunde-falÖpdi el yûrûdi Kürdistan'ınaOnda gark oldu şehin ihsanınaBunda tabi oldu Kürdistan tamamYa 'ni Kürdistan hem oldu Rum 'a ram (40)...Derdi etraf u cevanibden çeriGeldi Kürd'ün dahi birkaç begleri....Beglere zamm etti Kürdistan erinVerdi sağ u sola Kürd'ün beglerin...Istimalet verdi Kürdistan'a merdKoymadı lutf ile hatırlarda gerdCem-i Kürdistan muti oldı ana Sürha-ser kaldı buma'nadan tana....Her taraf saldı ulaklar ol feridDerdi Kürdistan'ı cümle ehl-i dîd....Şah-ı Rum'un uş bu i'tasın tamam Bahş bahş etti ferid-i nik-nam Kamın aldı cümle Kürdistan u Kürd Böyle ihsan etti ol azade Kürd....Hoş-dil oldı cümle Kürdistan eriPadişaha çaker oldı begleri (41)
Sonuç
Selimname'de doğrudan ya da dolaylı alabildiğine Kürt motifi bulunuyor, ancak biz bunları daha fazla uzatmayı gerekli görmüyoruz. Ancak onun düşünsel yapısını bilince çıkaran şu iki beyti vermekle yetineceğiz:
Hassa Kürd'em Kürd'den fazl u kemalEhl yanında irür emr-i muhal....Türk ilen Türk ü Kürd ilen Kürd'em Evde koyun yabanda bir kurdam. (42)
Öyle görünüyor ki şair, o dönem de varolan eleştiriler karşısında "Kürden daha Kürd" olduğunu söyleyerek kendisini savunuyor; "Türk ilen Türk ü Kürd ilen Kürd'em" diyerek, sonradan egemen olan bir anlayışa kapı açıyor॥
Mehmet BAYRAK
No comments:
Post a Comment